
KESTANECİ İSMAİL DE GİTTİ .
40 yıldır yaşadığım Kuşadası’nı yaşanmaya değer kılan güzel insanlar vardır. Bu güzel insanlar yaşarken kentimize unutulmaz katkılarda bulunduklarını bilmezler. Ancak ömürlerini tamamladıklarında siz etkilerini hemen fark eder ve acıların en büyüğünü yaşarsınız.
Kuşadası’nın değerlerinden biri olan ayakkabıcı “ Kestaneci İsmail “ i geçen hafta Pazar günü kaybettik. 38 yıllık arkadaşım, her gün dükkanına uğrayıp selam verdiğim dostum, takıldığım ve günlük hasbihal ettiğim refikim, yılda birkaç çift ayakkabı aldığım dükkan sahibiydi.
Her gün mutlaka İzzet ağa pasajına uğrar “ Kestaneci hayrılar işler “ diye seslenir, vakit erkense siftah edip-etmediğini sorardım. Salı ve Cuma günleri ise mutlaka Pazar filesini dükkanına bir süreliğine bırakır ve işlerimi hallettikten sonra filemi alır kendisine teşekkür edip evimin yolunu tutardım.
İki yıl önce üstünde “ 1998 ‘den beri Ayakkabıcı İsmail “ yazan bez torbalar yaptırtmıştı. Bende ayda en az 1-2 kez bu bez torbalardan ister, her defasında hocam geçen hafta verdik ya torba fabrikam yok benim diye bana takılırdı. Bende kestaneci senin reklamını yapıyorum daha ne istiyorsun diye kendisine cevap verirdim.
Dile kolay 38 yıl. Biz bu süre zarfında Kestaneci ile o kadar güzel anılar biriktirdik ki. Örneğin Kuşadası’nın velisi, güzeli, bereketi “ Sıtkı başkanı “ kestaneci İsmail’in dükkanında ona ayakkabı giydirirken görmüş ve “ Mahmut hocam bu bizim bereketimiz “ diye tanıştırmıştı. O günden sonra yılda en az 3-4 kere Kestaneci İsmail’in Sıtkı başkana 3-4 çift ayakkabıyı bedelsiz verdiğine şahidim.
Bugün bu güzel ve gani gönüllü arkadaşımı kaybettiğimin ilk Pazar günüdür. Günlerdir yazamadım , kendimi boşlukta hissettim ve acım çok büyük. 7 gündür İzzet ağa pasajının etrafında kirmen gibi dolanıp duruyorum. Pasaja girdiğim an kendimi tutamayıp “ Kestaneci “ diye bağırıyor ancak o heybetli ve koca yürekli arkadaşımı göremiyorum. İşte o zaman canım daha da yanıyor ve hemen kendimi pasajdan dışarı atıyorum. Birden karşımda Hadice hanım camisinin musalla taşını görüyor ve ölüm gerçeğiyle irkiliyorum.
Erken oldu ve şaka gibi be Kestaneci İsmail. Aileni, arkadaşlarını, bizi ve sevenlerini çok üzdün ancak cenazende gördüğümüz o muhteşem kalabalık tek tesellimiz oldu. O kadar çok sevilmişsin ki “ cami-mezarlık arası mahşer gibiydi” . Hakk seni bizden çok sevmiş ki erkenden yanına aldı. Bize düşen sabretmek, seni her zaman hayırla anmak, mirasını yaşatmak ve anılarına sahip çıkmaktır. Kestaneci yattığın yer nur, mekanın cennet olsun. Varsa hakkımız helal olsun.
Ey Kuşadalılar ; 38 yıl size ayakkabı satan, ağrını açan ve Kuşadası’nın değeri olan İsmail Kestaneci arkadaşıma bir Fatiha ihsan edin de ruhu şad osun.